Asrımızın Özellikleri
Peryodizasyon yapmak tarihçiliğin en önemli işleri arasında yer alır. Fakat her tarihçinin bunun hakkını verdiğini söyleyemeyiz. Zaman kesintisiz sürüp giderken kırılmaların, niteliksel değişimlerin farkına varmak ve akıp giden zamanın süreksizliklerine odaklanmak her tarihçinin işi olmasa gerek.
Örneğin büyük tarihçi E.J.Hobsbawm niceliksel zamanı hesaba alırsak bir asır sürdüğü kuşkusuz 20.asrın epi topu 75 yıl sürdüğünü söyleyecekti. 20.asır birinci cihan harbi ile başlamış, ama Berlin duvarının yıkılması ile sona ermişti. Bu yüzden Hobsbawm kısa yüzyıl diyecekti 20.asır için. 20.asrın başlangıcında bir dünya savaşı bulunsa da asra damgasını vuran şey artık bir heyula olmaktan çıkan Komünizmdi. Ekim devrimi sayesinde komünizm 20.yüzyıla damgasını vuracak ve diğer herşey onun etkisiyle belirlenecekti.
Biraz daha peryodizasyon metedolojisi üzerinde duracak olursak eğer yine Hobsbawm'a göre en uzun süren 19.asır olacaktı. Tam 125 yıl sürecekti. Uzunluğu da bundan kaynaklanıyordu. Fransız devrimi ile başlamış ve birinci cihan harbi ile sona ermişti. Açılışı bir devrim sayesinde olsa da asrı belirleyen dinamik salt devrim olmamıştı. Eski direnmeye devam etmiş ve her kafasını kaldırdığında devrimler ve karşı-devrimler olmuştu. İngiliz Troçkist-Marksist Callinicos batı Avrupa toplumlarında dahi kapitalizm öncesi ilişkilerin, ancak ikinci dünya savaşı ile sona erdiğinden söz edecekti. Tarih kesintisiz bir biçimde akıp giderken gerçek kırılmaları fark edebilmek bir sismoğraf titizliği gerektiriyordu.
Bizden bir örnekle devam edelim. Bizde de ciddi ve işini iyi yapan tarihçiler var kuşkusuz. Ancak peryodizasyon her tarihçinin de işi değil. Peryodizasyon için sentez kabiliyetine sahip olmak gerekiyor. Güçlü bir sentez yeteneği ile beraber spekülasyon yapmaktan da kaçınmamak peryodizasyon yapmak için şart. Eğer güçlü bir sentez yeteneğiniz yok ise sadece bir vaka tarihçisi olmakla kalırsınız. Vakaları anlamlandırmak ve vakaları belirleyen dinamikleri fark etmek ve bunların geçmiş gitmiş olanlardan farkını koymak, ancak sentezci tarihçilerin işidir. O nedenle uzun dönemli tarihçiliğin piri Fernand Braudel tarihi üçe ayıracaktı. Gerçek değişim ve dönüşümleri fark etmek onun longe duree dediği şeyle mümkündü. Longe duree uzun dönemli tarihti. Çağ kapatan ve başlatan tarihler longe duree içinde gerçekleşiyordu.
Bizde peryodizasyon işini en çok Yalçın Küçük severdi. Hoca hem sentezciydi hem de spekülasyona düşkündü. Meslekten bir tarihçi olmasa da değme tarihçiyi ıskartaya çıkartırdı.
Belgesiz tarih yapamayanlar içinde Hoca güçlü mantığı ile spekülasyon yapmaktan korkmazdı. Örneğin ona göre Cumhuriyet gerçekte ilan edildiği tarihte değil Gazi Paşa'ya yapıldığı iddia edilen İzmir suikastı sonrası kurulmuştu. Cumhuriyetin 29 Ekim 1923'deki ilanı kurulduğu anlamına gelmiyordu.
Kurtuluş savaşını kazanmış elitler içindeki devlet tipinin ne olacağına ilişkin tartışma cumhuriyetin ilanı ile sona ermemiş daha ateşli biçimde yeni başlamıştı. Ancak Gazi Paşa'ya muhalif diğer elit öbeklerinin tasfiyesi ile Cumhuriyet kurulmuş oluyordu. Bu muhalif güçlerin en başında hiç kuşkusuz İttihatçı artıkları vardı.
O nedenle tarihin nerede başlayıp bittiğini salt niceliksel zamana bakarak anlayamayız. Gerçek tarihçilik peryodizasyon yapmakla başlar. Bu yazıyı 2026 yılının ilk günü yazıyoruz. Niceliksel zamana bakacak olursak 21.asrın ilk çeyreğini geride bıraktık. Az uz bir zamanı değil bir asrın dörtte biri ardımızda kaldı.
Peki biz hangi yüzyılda yaşıyoruz ve bu yüzyılın belirleyici dinamikleri nerede? Hobsbawm'ın periyodizasyonuna uyarak 20.asrın 1989'da sona erdiğini eğer kerteriz alacaksak 21.asır da hemen sonrasında mı başladı? Yani biz aslında 21.asra 20.asrın sona ermesine 21 yıl gibi daha uzun bir zaman varken mi girdik? Yok eğer öyle değilse çeyrek asırdır soluduğumuz 21.asır ne zaman başladı? 21.asrın ne zaman sona ereceğini bilemesek de ne zaman başladığına dair güçlü bir spekülasyonda bulunabiliriz.
Herşeyden önce içine girdiğimiz asır belirsizliğin, kaosun ve karmaşanın yoğun olduğu bir manzara ile karşımıza çıkıyor. Başta Batı olmak üzere her yerde istikrar, öngörülebilirlik ortadan kayboluyor. Vekalet savaşları yerini hızla bölgesel mahiyet kazanacak çatışmalara terk ediyor. Soğuk savaşın ellerin tetiğe gitmesini önleyen 'dehşet dengesi' ortadan kalkmış görünüyor.
Süper güçlerin kendi aralarındaki denge ortadan kalkarken uzun sürecek bir Pax döneminin garantörü olacak yeni bir küresel güç de ortalarda yok. ABD artık bu işe mesai ayırmayacağını ulusal strateji belgesi ile tüm dünyaya ilan ediyor. 21.asrın dinamikleri savaşı, çatışmayı, bölgesel ve küresel düzeydeki riskleri arttırırken belirsizlikler çoğalıyor, tehditler kapımızın önüne kadar geliyor.
Faşizm seçeneği artarken ve artık yeni özellikler kazanmış bir ön faşizm evresinde yol alırken bunu durduracak güçler daha henüz tarih sahnesine çıkmış değil. İşlerin başladığı yılı spekülasyona kaçmadan öngörmek mümkün. 2008 yılındaki kriz bizim 21.asra gerçek manada adım attığımız yıldı. Sonrasında yaşanılan herşey bu krizin izlerini taşıyor.

