Pamuk Attırancı Geldi
Bir zamanlar sokaklar sadece taş ve tozdan ibaret değildi.
Seslerle yaşardı Adana mahallelerinde.
Her köşenin, her sokağın bir sesi vardı.
Ama en unutulmazı, en içe işleyeni bir sesti ki,
uzaktan gelirdi, kalbe dokunurdu:
“Pamuk attıraaan! ”
İşte o an, bir evin penceresi aralanır,
bir annenin sesi sokağa karışırdı:
“Gel hele usta!”
Hallaç gelirdi sonra,
Omzunda yılların yorgunluğu,
elinde emeğin en sade hali.
Bir köşeye kurar tezgâhını,
ve başlardı pamukla konuşmaya.
Tokmağın sesi,
Bir sazın teline vurur gibi,
ritim tutardı mahalleye.
Tak… tuk… tak… tuk…
Sadece pamuk kabarmazdı o an,
zaman da kabarırdı, anılar da.
Biz çocuklar,
Sokağın en yaramaz, en masum halimizle
uzaktan izlerdik önce.
Sonra o dayanılmaz merak,
o küçük yaramazlık dürtüsü sarardı içimizi.
Birimiz başlatırdı:

“PAMUK ATTIRAAAN!”
Sonra hep bir ağızdan,
gülüşmeler arasında bağırırdık.
Kaçardık ardından.
Sanki büyük bir iş başarmış gibi.
Hallaç bazen döner bakardı,
gözlerinde hafif bir tebessüm,
bazen de hiç aldırmadan devam ederdi işine.
Çünkü bilirdi,
Biz çocukların derdi kızdırmak değil,
hayata dokunmaktı aslında.
O sesler vardı bir zamanlar,
Sokakları dolduran,
insanı insana yaklaştıran sesler.
Şimdi yok!
Yorganlar artık fabrikadan çıkıyor,
pamuklar makinelerde kabarıyor.
Ne tokmak sesi var ne de o ritim.
Ne “gel usta” diyen bir pencere,
ne de sokağı dolduran o emek kokusu.
Sokaklar daha sessiz şimdi.
Ama bu sessizlik huzur değil,
biraz eksiklik sanki.
Bir şeyler kaybolmuş gibi.
Bazen bir rüzgâr eser,
Toroslar’dan süzülür yine o eski serinlikle.
Bir an durursun.
Kulak kesilirsin.
Sanki.
çok uzaktan biri bağırıyor gibi olur:
“Pamuk attıraaan!”
Kalbin bir an çocuk olur.
Ayakların eski sokaklara koşar.
Gözlerinin önünde o hallaç,
o tokmak, o pamuk uçuşur yeniden.
O an anlarsınız
Bazı sesler kaybolmaz.
Sadece hatıraların içine saklanır.
Biz büyüdük,
sokaklar değişti,
meslekler sustu.
Ama içimizde bir yer hâlâ o çocuk:
Koşmaya hazır,
gülmeye hazır,
ve uzaktan bir sese cevap vermeye hazır.
“PAMUK ATTIRAAAN!”
Belki artık kimse dönüp bakmıyor o sese,
ama biz hâlâ duyuyoruz.
Çünkü o ses,
bir meslekten öte,
bir zamanın kalp atışıydı.
Ve bazı içimizdeki kalp atışları, hiç susmaz.


YAZIYA YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.