Aman Ormanlar Yanmasın
Yaz, Toros Dağları'nın eteklerine yine bütün sıcaklığını bırakmıştı. Güneş, toprağı kavuruyor; rüzgâr, kuru otların arasında usulca dolaşırken sanki "Dikkat edin " diye fısıldıyordu.
Ormanın kıyısında yaşayan yaşlı bir çoban vardı. Adı Ali Dede'ydi. Ömrünü çam ağaçlarının gölgesinde geçirmişti. Her ağacı evladı gibi tanır, her kuşun sesini birbirinden ayırırdı.
Bir gün, piknik yapmak için gelen gençleri görünce yanlarına yaklaştı.
"Evlatlar," dedi, "mangal yakabilirsiniz ama ayrılırken ateşin tamamen söndüğünden emin olun. Bir kıvılcım, binlerce canın sonu olabilir."
Gençlerden biri gülümsedi.
"Amca, küçücük bir ateşten ne olur ki?" diye sordu.
Ali Dede, bastonunu toprağa dayadı ve sessizce karşıdaki yamacı gösterdi.
"Ben gençliğimde şu gördüğünüz dağ yemyeşildi. Bir gün, söndürülmeyen küçücük bir ateş rüzgârla büyüdü. Saatler içinde binlerce çam ağacı kül oldu. Kuşlar yuvalarından çıkamadı, yavru tavşanlar kaçamadı, kaplumbağalar yandı. Günlerce gökyüzü siyah dumanla kaplandı. O gün sadece ağaçlar değil, insanların vicdanı da yandı."
Gençlerin yüzündeki tebessüm kaybolmuştu.
Tam o sırada çam dallarından bir serçe öttü. Yakındaki bir sincap, kozalak taşıyordu. Bir karınca uzun bir ekmek kırıntısını yuvasına götürmeye çalışıyordu.
Ali Dede yeniden konuştu:
"Şu küçücük canlıların konuşabildiğini düşünün. Size ne derlerdi biliyor musunuz? 'Lütfen evimizi yakmayın.'"
Gençler mangallarını söndürdü. Üzerine bolca su döktüler, toprağı karıştırıp son kıvılcımı bile yok ettiler. Ayrılırken çöplerini de topladılar.
Ali Dede'nin gözleri dolmuştu.
"İşte gerçek piknik budur." dedi.
Çünkü orman sadece ağaç değildir.
Orman; nefestir.
Orman; yağmurdur.
Orman; kuşun yuvası, ceylanın sığınağı, arının çiçeği, çocuğun geleceğidir.
Bugün ülkemizin birçok bölgesinde aşırı sıcaklar yaşanıyor. En küçük ihmal, söndürülmeyen bir izmarit, kontrolsüz yakılan bir mangal ya da cam şişenin güneşte mercek etkisi oluşturması bile büyük felaketlere neden olabiliyor.
Unutmayalım,
Yanan yalnızca bir ağaç değildir.
Bir kuşun yuvasıdır.
Bir sincabın kışı için biriktirdiği kozalaktır.
Bir yavru ceylanın umutla koştuğu patikadır.
Ve en önemlisi, çocuklarımıza bırakacağımız yemyeşil vatandır.
Bu yaz hep birlikte söz verelim:
Aman ormanlar yanmasın.
Çünkü bir kibrit yakmak bir saniye, bir ormanı yeniden büyütmek ise onlarca yıl sürüyor.


YAZIYA YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.