1. YAZARLAR

  2. Remzi Yıldırım

  3. ATATÜRK'ÜN SOSYAL BEKLENTİLERİ
Remzi Yıldırım

Remzi Yıldırım

Gazeteci

ATATÜRK'ÜN SOSYAL BEKLENTİLERİ

A+A-

Bir milletin geleceği yalnızca gençlerin omuzlarında değil; aklın, tecrübenin, dayanışmanın ve ortak vicdanın üzerinde yükselir. Atatürk'ün 1923 yılında Tarsus gençliğine söyledikleri, aradan geçen bir asra rağmen bugün de toplumun önüne konulmuş güçlü bir sorumluluk aynasıdır.

 

18 Mart 1923.

 

Cumhuriyet henüz kurulmamış.Bir millet, yıllarca süren savaşların yorgunluğundan çıkmış; fakat geleceğe bakmaktan vazgeçmemiş.

Mustafa Kemal Atatürk, Tarsus'ta gençlere sesleniyor.Sözlerinin arasında yalnızca bir gençlik tavsiyesi yok.

-Bir toplum tasavvuru var.

-Bir gelecek düşüncesi var.

-En önemlisi, insana güven var.

 

Atatürk, gençlerin ne yapacaklarını önce kendi düşünce dünyalarında iyice tartmaları, topluma yararlı hale gelmeleri ve ancak ondan sonra düşüncelerini ortaya koymaları gerektiğini söylüyor.

 

Bu sözlerin merkezinde çok önemli bir anlayış bulunuyor:

-Önce düşün.

-Önce öğren.

-Önce tecrübe et.

-Sonra topluma hizmet et.

 

Bugün toplum olarak en fazla ihtiyaç duyduğumuz şeylerden biri de belki budur. Çünkü konuşmak kolay.Eleştirmek kolay.

Bir başkasının yanlışını görmek kolay.Asıl mesele, sorumluluk almaktır.

 

Atatürk, gençlere güvendiğini açıkça ortaya koyarken, gençlerin de geçmişin tecrübelerinden yararlanması gerektiğini vurguluyor.

 

Burada gençlik ile yaşlılık arasında bir karşıtlık kurmuyor.Tam tersine,

Tecrübe ile gençliğin enerjisini aynı sofraya oturtuyor.

 

-Geçmişi bilen büyükler.

 

-Geleceği kuracak gençler.

 

İkisi bir araya geldiğinde toplum güçlenir.Çünkü gençlik yalnızca yaş değildir.Gençlik; meraktır, cesarettir, üretmektir, soru sormaktır.Tecrübe ise yalnızca yaş almak değildir.Yaşanmışlıklardan ders çıkarmaktır.

Atatürk'ün sosyal beklentisinin temelinde de bu birliktelik vardır.

 

GENÇLİĞE GÜVEN, TOPLUMA SORUMLULUK

 

Atatürk'ün sözlerinde dikkat çeken bir başka nokta ise gençlerden yalnızca başarılı olmalarını istememesi.

Onlardan memlekete hizmet etmelerini beklemesidir.

 

Yani mesele yalnızca bireysel başarı değildir.

 

Mesele;

 

"Ben ne olacağım?" sorusundan çıkıp,

 

"Ben ülkeme ne katacağım?"

 

sorusuna ulaşabilmektir.

 

İşte sosyal sorumluluk tam da burada başlıyor.

 

Bir doktor yalnızca doktor değildir.

 

Bir öğretmen yalnızca ders anlatan insan değildir.

 

Bir gazeteci yalnızca haber yazan kişi değildir.

 

Bir sanatçı yalnızca eser üreten insan değildir.

 

Bir esnaf yalnızca dükkânını açıp kapatan kişi değildir.

 

Herkes yaptığı işin içinde topluma karşı bir sorumluluk taşır.

 

Çünkü toplum dediğimiz şey, birbirinden bağımsız insanların kalabalığı değil; birbirine karşı sorumluluk taşıyan insanların ortak hayatıdır.

 

"İYİ NİYET YETMEZ" DİYEN BİR ANLAYIŞ

 

Atatürk, iyi niyetin, sabrın, azmin, birlik ve beraberliğin önemini kabul ediyor.Fakat yalnızca bunların yeterli olmadığını da söylüyor.

Çünkü toplumlarda her zaman doğru düşünceleri, güzel idealleri ve ortak değerleri bozmak isteyen insanlar bulunabilir.

Demek ki mesele sadece iyi insan olmak değil.

İyiyi koruyabilecek kadar bilinçli olmaktır. Sadece çalışkan olmak değil.

Çalışmanın nedenini bilmektir.Sadece birlikten söz etmek değil.Birlik içinde yaşamayı başarabilmektir.Sadece vatan sevgisinden bahsetmek değil.Vatan için sorumluluk üstlenebilmektir.

 

BUGÜN ATATÜRK BİZE NE SÖYLÜYOR?

 

Aradan 103 yıl geçmiş.

-Dünya değişmiş.

-Teknoloji değişmiş.

-İletişim değişmiş.

-Sosyal hayat değişmiş.

 

Ama insanın topluma karşı sorumluluğu değişmemiş.Bugün gençlerimizin elinde cep telefonları var.Bir tuşla dünyanın öbür ucuna ulaşabiliyorlar. Bilgiye erişim hiç olmadığı kadar kolay.Fakat bilgiye ulaşmak ile bilgiyi doğru kullanmak aynı şey değil.

Atatürk'ün gençlerden beklediği şey yalnızca bilgili olmaları değildi.

 

-Düşünmeleri.

-Sorgulamaları.

-Tecrübelerden yararlanmaları.

-Memlekete faydalı olmaları.

 

Bütün bunları yaparken azim ve imanla görevlerini yerine getirmeleri idi.

 

Bugünün toplumuna düşen görev ise gençlere yalnızca nasihat vermek değil.

-Onlara fırsat vermek.

-Onları dinlemek.

-Önlerini açmak.

-Hatalarından ders çıkarmalarına izin vermek.

 

Tecrübeyi gençliğin önüne duvar olarak değil, gençliğin yürüyüşüne ışık olarak koymak.Çünkü gençlik bizim geleceğimiz değil yalnızca.

Bugünümüzdür.

 

NİHAYETİNDE

 

18 Mart 1923'te Tarsus'ta söylenen sözler, bir asır sonra hâlâ anlam taşıyorsa bunun sebebi, o sözlerin yalnızca bir dönemin gençlerine değil, insanın toplum içindeki sorumluluğuna seslenmesidir.

 

Atatürk'ün sosyal beklentisi özetle şudur:

 

-Düşünen insan.

-Üreten insan.

-Sorgulayan insan.

-Tecrübeden yararlanan insan.

-Birlik ve beraberliği koruyan insan.

En önemlisi, yaşadığı topluma karşı sorumluluk taşıyan insan.Bugün bize düşen ise bu sözleri yalnızca okumak değil.

 

-Hayatın içine taşımaktır.

 

Çünkü Cumhuriyet yalnızca bir yönetim biçimi değildir. Aynı zamanda sorumluluk bilincidir. O sorumluluk, dün olduğu gibi bugün de hepimizin omuzlarındadır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.