Bir Camia Özeleştirisi
Adana Eğitim-Bir-Sen’in ev sahipliğinde, ASİM’in (Adana Sivil İnisiyatif Meclisi) organize ettiği iftar programına katıldım. Sivil toplum temsilcileriyle aynı sofrayı paylaşmak, Ramazan’ın ruhuna uygun bir buluşmaydı. Böylesi toplantıları her zaman kıymetli bulmuşumdur. Çünkü sivil toplum kuruluşları, insana en yakın duran yapılardır. Sokağın nabzını tutarlar, toplumun kanayan yaralarına dokunurlar ve gönüllülük esasına dayalı bir çaba yürütürler. Bu yönüyle emek veren herkesi takdir etmek gerekir.
Eğitim-Bir-Sen’in ev sahibi olarak Ramazan kültürünü yaşatmaya yönelik bu buluşmayı organize etmesi de ayrıca anlamlıydı. Ancak doğrusu, akşam boyunca dikkatimi daha çok çeken şey ASİM bileşenlerinin salondaki genel havası oldu.
ASİM çatısı altında milliyetçi ve muhafazakar camiaya mensup çok sayıda sivil toplum kuruluşu bulunuyor. Farklı temsilcilerle yaptığımız sohbetlerde ise aklıma takılan bir soru oluştu; bu kadar geniş bir yapıya rağmen gerçekten güçlü bir kolektif hareket var mı?
Yaklaşık 60’a yakın STK’nın yer aldığı bir meclisin faaliyetlerinin çoğunlukla münferit çalışmalar şeklinde yürütülmesi düşündürücü. Hafızayı yokladığımızda, ASİM’in güçlü bir ortak refleks gösterdiği en belirgin dönemlerden biri 15 Temmuz darbe girişimi sonrasındaki süreçti. Bunun dışında zaman zaman bazı festivallerin iptal edilmesine yönelik girişimlerle gündeme gelindiğini hatırlıyorum. Ancak böylesine geniş bir sivil yapıdan beklenen etki bunun çok daha ötesinde olmalı diye de düşünüyorum.
Çünkü Adana sıradan bir şehir değil. Demografik yapısı güçlü, sorunları çeşitli ve potansiyeli yüksek bir kent. Böyle bir şehirde sivil toplumun yalnızca kendi iç faaliyetlerine odaklanması, ortak şehir vizyonunun gelişmesine yeterince katkı sağlamayabilir.
Belki de asıl mesele şu soruda saklıdır:
Bu kadar güçlü bir oluşum, belirli zamanlarda bir araya gelip daha somut ve ortak hedefler etrafında hareket edebilir mi?
Şehrin sosyal meselelerinden kültürel politikalarına, gençlik çalışmalarından kent vizyonuna kadar pek çok başlıkta sivil toplumun söyleyecek sözü var. Bu söz, ancak kolektif bir akılla daha güçlü hale gelebillir.
Bu yüzden ASİM gibi yapılar sadece buluşma zeminleri değil, aynı zamanda ortak vizyon üretip idarecilere baskılar oluşturan platformlar haline geldiğinde şehir için çok daha büyük bir anlam taşıyacaktır.
Belki de Adana’nın bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey, tam da budur:
Aynı sofrada buluşmanın ötesinde, ortak aklı büyütecek ve harekete geçirecek bir irade.

