1. YAZARLAR

  2. Prof.Dr. Atabay Düzenli

  3. STEM Eller aya biz yaya mı?
Prof.Dr. Atabay Düzenli

Prof.Dr. Atabay Düzenli

Doğa ve Yaşam Bilimci

STEM Eller aya biz yaya mı?

A+A-

Yapay Zekâ İnsanlığın ya en büyük icadı ya da Sonu Olur.

Aziz SANCAR

 

Çini in bugünkü ekonomik, teknolojik ve savunmadaki başarısı araştırıldığında bunu uyguladıkları eğitim sisteminde görmek mümkün. Bu eğitim sistemi aile içinde doğumdan başlayıp ömür boyu sürmekte. En önemli etkisi de orta ve yükseköğretimde olmakta. Ülke insanlarının hemen hemen doğuştan yok oluşuna kadar ki yaşam biçimi "STEM" fen bilimlerini(biyoloji, kimya fizik) ,teknolojiyi, mühendisliği ve matematik bilim ve dallarını içermekte.

STEM NEDİR?

Bunların bir arada oluşu birbirleriyle ilişkilendirilerek eğitimin verilmesi ve alınması. Başka bir değişle yalnız o konunun içeriği değil aynı anda konunun başka bilim ve dalları ile ilişkilendirilerek anlatılması ve anlaşılması... Bu sisteme "sorgulayıcı ve araştırıcı bir eğitim sistemi" demekte mümkün. Bilindiği gibi bizde bu bilim dallarının hepsi ayrı ayrı bölümlerdir. Eğitimde o bölüm içersinde verilmektedir. Diğer bilim dalları ile ilişkilendirmeler çok azı hariç hiç yapılmamakta. Yaratıcılık, yenilenme, problem çözme ve iş birliğini kolayca sağlayan, özgürce düşünme cesareti veren, girişimciliği sağlayan bir sistemden uzaklaşılmıştır. Hedef olarak da özellikle iş dünyasının ihtiyaç duyduğu bilgi, beceri ve yetkinlikleri kazandırmak ve yaratmak yeteneği ihmal edilmiştir. Endüstri Dünyasında zaten yıllardır böyle bir talep oluşmuş ve bunları gerçekleştirmek içinde bazı yaptırımları hayata geçirmişlerdir. Bu sistemin kısa adı yabancı kelimelerin baş harflerinden oluşan STEM in bizim dilimizdeki kısaltılmış adı da  "FeTeMM"dir. Hatta bu sisteme "Gelecek nesillerin bilim standartlarının oluşması" da denilebilir. Şüphesiz ki bu eğitimi veren ve verecek okullar var. Bunların laboratuvarları var ve bu eğitimi veren yüksek lisanslı ve doktoralı hocalar var ve olmalı.

ABD, STEM'İ UYGULAMAYA BAŞLADI

35 yıldır bu sistemi uygulayan Çin, bu sayede bugün, ekonomik, teknolojik ve savunma alanında bir devdir.

Yarattığı ve yaratacağı robotlarla istediği ülkeyi ele geçirme araştırmalarıyla uğraşıyor. Belki de başarmış. Amerika Çin'in bu durumunu incelediğinde STEM in Çin'in bugünkü konumuna büyük katkı sağladığını fark etti. Çin'in bu sistemini 1996 yılından itibaren ABD uygulamaya başladı, hatta sorunsuz uygulanması için çıkarmış olduğu yasalarla maddi ve manevi destek verdi. Şimdi ultra teknolojik bir nesil yetiştiriyor. Böyle bir neslin çocuklarının nasıl olacağını sizlerin düşüncenize bırakıyorum. Belki de korkunç bir nesil yetişmiş olacak ama ABD, ekonomik ve teknolojik yönden güçlü, savunma gücü aşılmaz bir devlet olmak amacındadır.

Tabii bu sistemi uygulamaya çalışan başka devletleri de unutmamak gerekir.

TELAŞIN NEDENİ

Peki, bu telaşın nedeni nedir?

Çünkü Dünya meteor tehdidi altında. Bir meteor her an dünyamıza çarpabilir. Zaten dünyayı yeterince kirletmiş allak bullak etmişiz.  Yaşanacak bu dünyayı, yaşanamaz bir dünya haline getirmeyi başarmışız. (!) Boşuna mı bilim insanları bir yanda Ay'a, Mars'a ve Venüs e gitmeye bir yandan da Dünyayı düzeltmeye çalışılıyor. Böyle devam ederse dünya bunları kaldıramaz. Fabrika ayarlarına dönmek için kendini sıfırlayabilir. Homurdanması da bunu göstermiyor mu? Bu durumda canlılara ve cansızlara ne olur bilemem. Ama hiç iyi şeyler olmayacağı besbelli. Hele meteor taşının çarpması ile kendini patlatırsa vay ki vay. Ay’a, Mars’a, Venüs’e yetişebilirsek ne ala. Yoksa bittik. Hadi diyelim ki dünyanın bu durumu yalan o zaman Çin ve Amerika bu yöntem (STEM) sayesinde Evrendeki yaşam şeklini oluşturmak ve evrene hâkim olmak istiyor. Böyle giderse olurda. Zaten gerçek ne ki? Örneğin Smart Things Gelecek Yaşam Raporu’nda şu gerçekleri ortaya koyuyor:

-Şehir alanı daraldıkça kazarak daha derine inilecek ve daha yüksek binalar inşa edilecek

-Arabalar yerini kişisel uçan araçlara bırakacak

-Teknoloji geliştikçe yaşam alanlarımız ve standartlarımız değişecek

-Uzayda koloni kurulacak

- Önce Ay, ardından Mars ve daha sonra galaksinin ötesinde koloniler kurulacak

- Karbon nano tüpler ve elmas nano düğümler sayesinde bugünün gökdelenlerinden çok daha yüksek, devasa mega yapılar inşa dilecek

- Nefes alınabilir bir atmosfer yaratmak için suyun kendisi kullanılacak ve bu süreçte hidrojenden yakıt elde edilecek, su altı şehirleri gerçeğe dönüşecek. 

-Bazılarımız kişisel hava araçlarımızla gökyüzünde seyahat edebilecek, bazı araçlar ise tatil için evin tamamını dünyanın dört bir yanına taşıyabilecek kadar güçlü olacak

-Uzaktayken bile evimizin rahatlığını yaşayabilmek için yerel ve geri dönüştürülebilir malzemelerden ev gibi büyük ölçekli yapıların tam kopyasını yazdırabileceğiz

- Akıllı duvarlar sayesinde evi dekore etmek gerekmeyecek; LED oda yüzeyleri ruh halinize uyum sağlayacak

- Artık pişirilemeyen yemek tarifleri ya da bir türlü gelmeyen pizza siparişi tarih olacak, bunun yerine ünlü şeflerin kişisel isteklerimize göre uyarlayabileceğimiz yemeklerini yiyeceğiz-

 3 boyutlu yazıcılarla dakikalar içinde bir ziyafet hazırlayabileceğiz ya da en sevdiğimiz keki yazdırabileceğiz. Evimizin konforunu geride bırakmadan sanal olarak toplantılara katılmamızı sağlayan hologramlar ile çalışma hayatımız değişecek

- Medikal kozalara gireceğiz ve hastalıklarımız dijital olarak teşhis edilecek, ihtiyaç duyulan ilaç otomatik olarak verilecek ya da bir doktor kozaya uzaktan bağlanacak…

Bunların hepsi STEM metodunun ve Bologna sürecinin ve de buna benzer bilgi, beceri ve yetkinlik kazanma yöntemlerinin marifeti.

Birde bu işin başka yönü var; İnsan dünyaya geldikten hemen sonra dış varlıkların etkisi altında kalıyor. Önce yürüyemiyor ama düşe kalka yürümesini öğreniyor. Konuşamıyor ama sonra mırıldana mırıldana konuşmasını öğreniyor. Sonuçta normal bir insan olarak tüm fonksiyonları ile yaşamaya ve onları geliştirmeye başlıyor. Çünkü öğrendiklerini beynine kodluyor. Bu kodladıklarını da ilişkilendirip neticelendirmeye ve sonuçlandırmaya çalışıyor. İşte STEM metodu, bu oluşumdan yararlanıp ona, başka bilgilerin beynine kodlanmasını sağlıyor. Diğer ülkelerden de işin farkında olanları konuyu gündeme taşımış, taşımakta ve gerekli olan neyse yasalar ve maddi destekle sağlamaya başlamışlar.

 

BİZDE DURUM NEDİR?

Gelelim bize: Bizde bu konuda hazırlanmış çok güzel iki rapor var. Birincisi Milli Eğitim Bakanlığı Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğünün(YEGİTEK) hazırladığı "Türkiye STEM Raporu’’ diğeri de TUSİAD'ın bu konuda hazırladığı rapor. Bunların yanına Hacettepe, Gazi ve Bilgi Üniversitelerinin de hatta diğer bazı eğitim kurumlarında da STEM ile ilgili açtığı okullar merkezler yaptığı projeler var. Bunlar şüphesiz takdire şayandır. Ama buradaki konu ülkemizde bu konuda yapılanların yeterli olup olmadığıdır.

 

YAPILANLAR YETERSİZ

Ben bir Doğa ve yaşam bilimci olarak ve öğretim metotları ile uğraşmış ve uğraşan öğretim üyelerinden de birisi olarak yapılanların çok az, çok yavaş ve çok yetersiz olduğunu düşünüyorum. Ülkemiz eğitimi birde Bologna Sürecini kaçırmış sayılır. Bu süreçte eğitimin tüm kademelerinde öğrenen ve öğreten için bilgi, beceri ve yetkinlikle ilgili yeterlilikler oluşturulmaktadır.  Bu yererliliklerin sonuçları da bağımsız denetleme kurumları tarafından değerlendirilip sonuçlandırılır. Eğitmen merkezli değil öğrenci merkezli bir süreçtir. Ne yazık ki bu süreç ülkemizde yeteri kadar kabul görmemiştir. Bu nedenle bu gün eğitim hala ağırlıklı olarak eğitmen merkezli yürütülmektedir. Yani eğitimi eğitmen verecek, soruyu eğitmen soracak, değerlendirmeyi de yine eğitmen yapacak. Dünyada bu sistemi uygulayan kaç ülke var? Uygulayan ve uygulamayan ülkelerin son durumu ne? Dünyanın neresindeler? Bir değerlendirme yapmanın zamanı çoktan geldi. Burada konuya hız kazandıracak en büyük gücün aile fertleri, devlet ve hükümet olduğuna inanıyorum. Ama önce aile fertlerinin ve yetkili birimlerin bunları bilmesi, inanması ve uygulaması gerekir. Elimizi çabuk tutalım. Biz onları hayran hayran seyretmeyelim. Onlarla beraber bu sistemde yer alıp başarıları gelecek nesillerde götürelim. Bu konuda herkesin taşın altına elini koyup gerekeni yapması dileğiyle. HATTA MARSA, VENÜSE...

DÜŞÜNMEK İÇİNDE KENDİNİZE ZAMAN AYIRIN

Prof.Dr. Atabay Düzenli

atabayduzenli@gmail.com

Önceki ve Sonraki Yazılar