1. YAZARLAR

  2. Yaşar Erkmen

  3. Virgül Deyip Geçmeyin!..
Yaşar Erkmen

Yaşar Erkmen

Virgül Deyip Geçmeyin!..

A+A-

VİRGÜL DEYİP GEÇMEYİN!..

Yazım kuralları ve noktalama işaretleri, yazılı metinlerde duygu ve düşüncelerimizi net, doğru ve anlaşılır bir şekilde aktarmamızı sağlar. Cümlelerdeki yanlış anlamaların önüne geçer. Metnin nasıl okunacağını ve nerelerde durulacağını gösterir. Konuşma dilindeki tonlama ve vurguları yazıya yansıtır.

Bir müzik parçasında notaların yeri ve önemi neyse bir yazıda da noktalama işaretlerinin yeri ve önemi odur.

Güzel bir şarkı, sözleriyle ve ezgisiyle ruhumuzu dinlendirip duygularımızı coşturur. Bir yazının konusu, üslubu ve yerli yerinde kullanılan noktalama işaretleri de konuyu doğru anlamamızı sağlar; ruhumuzu dinlendirir, gönlümüzü ve kulağımızı okşar. Bir bestede yanlış bir notaya basmak, güzelim şarkıyı ve yarattığı büyülü ortamı nasıl bozarsa bir metindeki yazım, noktalama ve anlatım bozuklukları da o metnin büyüsünü ortadan kaldırır, okuma zevkini işkenceye çevirir, kulakları tırmalar durur.

Noktalama işaretleri, karanlık odadaki mum ışığı gibidir.

Bir virgülün yeri bile cümlenin anlamını ters yüz etmeye yeter. Örnek mi istiyorsunuz? Buyurun size basit ve bilinen bir örnek:

“Oku da adam ol baban gibi eşek olma!” cümlesinde virgülü “gibi”den sonra koyarsanız sıkıntı yok ama virgülü “ol”dan sonra koyarsanız vay hâlinize!..

Bir örnek daha mı istiyorsunuz? Buyurun size iki örnek:

“Genç kadına yardım etti.” cümlesinde “genç”ten sonra virgül kullanmazsanız kadının genç olduğunu anlarız. “Genç”ten sonra virgül kullanırsanız da genç birinin, bir kadına yardım ettiğini anlarız ama kadının genç mi yaşlı mı olduğunu bilemeyiz.

“Hırsız çocuğu yakaladı.” cümlesinde de bir anlam kargaşası açıkça görülmektedir. Çocuk mu hırsız, çocuğu yakalayan mı hırsız, belli değil. Bu anlam kargaşasını bir virgülle ya da bir özne (işi yapan) ile kolayca çözebiliriz: “Hırsız, çocuğu yakaladı.” ya da “Polis, hırsız çocuğu yakaladı.”

Noktalama işaretleri, ıssız çöldeki bir kervanın kutup yıldızı gibidir.

Yazılı anlatımda, yazım kuralları ve noktalama işaretleri çok mu gereklidir, ne işe yarar sorusuna ayrıntılı açıklamalar yapmak yerine şu örnekleri vermek, konunun daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır:

İhtiyar ağaca yaslandı. (İhtiyar, ağaca yaslandı.)

Sarı saçlarına çok yakışmış. (Sarı, saçlarına çok yakışmış.)

Yabancı kadına seslendi. (Yabancı, kadına seslendi.)

O eski günleri anımsadı. (O, eski günleri anımsadı.)

Manyak kadına saldırmış. (Manyak, adama saldırmış.)

Gazeteci kadının söylediklerini yazdı. (Gazeteci, kadının söylediklerini yazdı.)

Sözcükleri, ekleri, noktalama işaretlerini doğru biçimde kullanmazsak metni çorbaya çevirmiş oluruz. Bu durumda maksat hasıl olmaz (amaç gerçekleşmez), yazılanlara da herkes Fransız kalır.

Noktalama işaretleri, bir kaptanın okyanustaki deniz feneri gibidir.

Sosyal medyada paylaşım yapanların yazdıklarına bakınca da çok sayıda örnek görüyoruz. Son günlerde sıkça gündeme gelen İ. Melih Gökçek’in 08.02.2017 tarihindeki tweetine birlikte bir göz atalım:

“İşten atılanlar, itirafçı olup, bizim gibi Fetocuların pisliklerini ortaya koysalar ve açıktan mücadele etseler sorun kalmaz…” Bu tweet İ. Melih Gökçe’nin itirafı mı yoksa meramını anlatamamış da maksadını mı aşmış, pot mu kırmış, gaf mı yapmış, bir iletişim kazası mı yaşamış; yoksa Allah mı söyletmiş? Bence hiçbiri… Asıl sorun, İ. Melih Gökçek’in yazım kuralları ve noktalama işaretleri konusundaki bilgisinin yetersiz olmasıdır. Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıptır. Onca varlığın içinde bu konuda uzman bir danışmanı olsaydı yazımıza örnek olmazdı.

Maksadı aşan, anlamı karmakarışık hâle getiren cümleleri yalnızca sıradan insanlar yapmıyor, kelli felli kurumlar da yapıyor:

“Terör örgütü ve onun kirli uzantılarıyla kadim kardeşliğimiz tahrip edilmeye çalışılıyor. Onlara fırsat vermemek lazım.” (Cumhurbaşkanı Erdoğan, 16.09.2025 Anadolu Ajansı)

“Hakkında 12 yakalama kararı bulunan hükümlü güvercin kulübesindeki gizli bölmede yakalandı” (T24, 8 Haziran 2021)

Virgülün kuyruğuna takılırsak yazının sonunu getiremeyeceğiz. En iyisi, bu konuda yazılmış bir şiirle yazıya noktayı koyalım:

 

KAYBEDİLENLER

 

İnsanoğlu bir gün;
Virgülü kaybetti:
Söyledikleri birbirine karıştı.

Noktayı kaybetti:
Düşünceleri uzayıp gitti, ayıramadı onları.

Ünlem işaretini kaybetti bir gün de:
Sevincini, öfkesini, bütün duygularını kaybetti.

Soru işaretini kaybetti bir başka gün:
Soru sormayı unuttu.
Her şeyi olduğu gibi kabul eder oldu.

İki noktayı kaybetti bir başka gün:
Hiçbir açıklama yapamadı.

Hayatının sonuna geldiğinde
Elinde sadece tırnak işareti kalmıştı.
“İçinde de başkalarının düşünceleri vardı yalnızca."
                                          

     Alexsandr KANEVSKİY
 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.