Yaman Çelişki
Şehrin ortasında bir ayna vardı. Ne camdan, ne de sudan.
İnsanların bakmaktan korktuğu bir aynaydı bu.
Çünkü o ayna, yüzleri değil; kalpleri gösterirdi.
Bir sabah, kalabalığın en gürültülü olduğu saatte, bir adam durdu aynanın karşısında. Üzerinde ütülü bir ceket, elinde son model bir telefon, dilinde
“insanlık” kelimesi,Ama aynaya baktığında gördüğü şey, ne kelimeleriyle ne de görüntüsüyle örtüşüyordu.
Gözlerinin içinde yorgun bir çocuk vardı.
Merhameti unutulmuş, vicdanı susturulmuş bir çocuk.
“Ben böyle değildim,” dedi
kendi kendine.
Ama aynadaki çocuk başını salladı:
“Sen hep böyleydin, sadece şimdi görünür oldun.”
Sokaktan geçenler aceleyle yürüyordu. Kimse kimsenin yüzüne bakmıyor, kimse kimsenin yükünü görmüyordu. Bir kadının elinden düşen poşeti kaldıran yoktu. Bir çocuğun ağlayışına dönen baş yoktu. Ama herkesin dilinde aynı cümle vardı:
“İnsanlık nereye gidiyor?”
İnsanlık.
Bir kelimeye sığdırılmış en büyük çelişkiydi artık.
Bir yanda yardım kampanyaları, diğer yanda göz göre göre yapılan haksızlıklar.
Bir yanda dualar, diğer yanda kırılan kalpler.
Bir yanda “iyiyiz” diyen kalabalıklar, diğer yanda sessizce yok olan vicdanlar.
Adam aynadan uzaklaşamadı. Çünkü ilk defa gerçekten görüyordu kendini.
İlk defa şu soruyu sordu:
“Ben insan mıyım, yoksa sadece insan gibi mi yaşıyorum?”
Gökyüzü o an biraz daha griydi.
Rüzgar, sokak aralarında kaybolmuş merhameti arar gibiydi.
Şehir,
Kendi gürültüsünde kendi çığlığını duyamayacak kadar kalabalıktı.
Bir çocuk, kaldırım kenarında bulduğu yaralı bir kuşu avuçlarına aldı. Küçücük elleriyle onu korumaya çalıştı. Üşüyordu ama bırakmadı. O an, zaman durdu sanki.
Çünkü insanlık, hâlâ tamamen ölmemişti.
Adam o sahneyi gördü.
Aynaya tekrar baktı.
Bu kez gözlerindeki çocuk hafifçe gülümsedi.
“Geç kalmadın,” dedi.
“İnsan olmak hâlâ mümkün.”
İşte o an anladı:
Yaman çelişki, dünyanın değil.
İnsanın kendi içindeydi.
İyilikle kötülük arasında sıkışmış bir kalp,
Vicdanla çıkar arasında bölünmüş bir akıl,
Her gün yeniden seçmek zorunda olduğumuz bir yol.
Şehir hâlâ kalabalıktı.
İnsanlar hâlâ aceleciydi.
Ama bir yerde, bir çocuk bir kuşu kurtarıyordu.
Belki de insanlık, tam olarak orada yeniden başlıyordu.


YAZIYA YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.