1. YAZARLAR

  2. Hacı Hüseyin Kılınç

  3. 1 Mayıs Vesilesiyle İşçi Sınıfı Üzerine Notlar (2)
Hacı Hüseyin Kılınç

Hacı Hüseyin Kılınç

Avukat

1 Mayıs Vesilesiyle İşçi Sınıfı Üzerine Notlar (2)

A+A-

1 Mayıs Vesilesiyle İşçi Sınıfı Üzerine Notlar (2)

Sermayenin öncelikli motivasyonu kardır ve sermaye kar sıkışması yaşadığı an karın daha yüksek olduğu sektör ve mekanlara doğru hareket eder. İkinci savaş sonrası kapitalizmi savaşın yarattığı büyük yıkım, harekete geçirdiği teknolojik yenilenme ile tarihinin en büyük genişleme evresine girmişti. Buna refah kapitalizmi denildiği oluyordu. Bir de kıta Avrupa'nın sosyalizm etkisine girmesi ile üçüncü dünya denilen az gelişmiş coğrafyalardaki ulusal kurtuluş hareketleri kapitalizmi yüksek basınç altında bırakıyordu. Sanayinin geliştiği, işçi sınıfının ağırlığının arttığı, sendikaların ve komünist partilerin sisteme yerleşik hale geldiği bu dönemde kapitalizm bir 'ulusal uzlaşma' yaratabilmek için işçi sınıflarına önemli ödünler vermek zorunda kalmıştı. 

Marx yaşarken kapitalizmin tarihsel eğilimini keşfetmiş ve azalan kar oranı üzerinde durmuştu. Kapitalizmin bu eğilimi tersine çevirebilmesi için teknolojik yeniliği arttırması, çalışma sürelerini uzatması ve bir bölük sermayeyi tasfiye etmesi gerekiyordu. Savaşlar hele cihan harpleri tam bir 'yaratıcı yıkıcılık' dönemleriydi. ABD'nin dolar basmak için altın eşdeğerinden çıkması, petrol krizinin OPEC'i ortaya çıkarması, 68 yenilgisinin KP'ler ve özellikle yeni sol üzerinde yarattığı umutsuzluk ile Sovyet düzeninin savaş sonrası elde ettiği cazibeyi yitirmesi, kapitalizmin içine girdiği krizi bir taarruza çevirebilmesinin elverişli zeminini hazırlıyordu. Kapitalizmin Fordizm olarak anılan çağı sona eriyor yeni bir dönem başlıyordu. 

Bu dönemde sermaye krizini atlatabilmek için çok yönlü bir saldırıya geçti. İşçi sınıfları ile sermaye arasında kurulan uzlaşmanın sonuna gelinmişti. Bu uzlaşmada kapitalist devletler önemli rol oynadı. Batı için 'refah kapitalizmi' yarı-çevre için 'kalkınmacı devlet' modeli hayata geçti. Şimdi bu evrenin sonuna geliniyordu. İdeolojik düzeyde sermaye taarrruzu kamuculuğu yıkmaya odaklandı. Kamuculuk israf ve tembellik demekti. Tembelliğin önüne geçmek için piyasa kırbacına, kaynakları en optimal dağıtmak için de yine piyasanın adaletine sığınmak gerekiyordu. Kamuculuğun kitleler gözünde ideolojik olarak değersizleştirilmesi solun bastığı zemini kaydırıyor, işçi sınıfının tüm kazanımlarını yok ediyordu

Sermaye her krizden tarih boyunca yeniden yapılanarak çıkmıştı. Şimdi de bir kısım sanayileri merkezden çevreye doğru taşıyordu. Merkezden taşınma maliyetleri azaltıyor, karı yükseltiyordu. Merkez üzerindeki işçi sınıfı etkisi azalıyordu. Güvencesizlik giderek temel çalışma ilişkisine dönüşünce işçi sınıfları edindikleri gelenekleri ve özgüven kapasitelerini yitirmeye başladı. İşçi sınıfı, üretici gücü sayesinde kendisini ulusun temel sınıfı olarak görmüştü. Güvencesizlik, belirsizlik özgüven kapasitesi yüksek bir sınıfı savunma konumuna itecekti. Sermaye daha fazla kar için teknolojinin yarattığı imkanları da devreye koyarak mekanın yarattığı sınırlamaları şimdi lehine çeviriyordu. Bir kısım sanayiler merkezden çevreye transfer edilmeye başladı.

Bu transfer sermayenin kar sorununu çözmek için yaptığı taarruzdan başka birşey değildi. Teknolojiler, uzmanlık bilgileri, argeler ve inovasyon yetenekleri yine merkezde kalmaya devam ediyor, ancak bir kısım sanayiler hem emek-gücü daha ucuz olduğu ve hem de diğer maliyet kalemleri daha hesaplı olduğundan  çevreye taşınıyor, bu sayede görece bir sanayileşme ortaya çıkıyordu. Batının örgütlü, güvenceli ve özgüveni yüksek işçi sınıfları karşısında çevrenin örgütsüz, deneyimsiz ve çoğunluğu kırlardan yeni gelmiş işçi sınıfları karşısında çalışma ilişkilerinde üstünlük sermayeye geçecekti. Batıda bir kısım sanayiler çevreye taşınırken eski sanayi havzaları birer çöküntü bölgelerine dönüşüyordu. Geleneksel sanayi, fazla emek kalifikasyonu gerektirmeyen ve çoğunluğu mavi yakalı sayılan işçilerin emek-gücü havuzunda görece bir azalma yaşanırken bu sınıflar daha güvencesiz, örgütsüz ve sendikasız bir çalışma yaşamının içine doğru fırlatılıyordu.

Önceki ve Sonraki Yazılar