Bir Lahmacuncu Değil, Adana'nın Hafızası Yıkıldı
Bazen bir şehir, bir bina yıkılınca değil; bir ustanın tezgâhı dağıtılınca fakirleşir.
Adana'nın çarşısında yarım asrı aşan bir ömür.
Babadan oğula geçen bir emek.
Yazın kavurucu sıcağında, kışın donduran ayazında aynı köşede alın teri döken bir esnaf.
O isim, Ali Usta.
Onun sattığı sadece lahmacun değildi. Adana'nın sokak kültürüydü, çocukluğumuzdu, çarşının kokusuydu, şehrin yaşayan hafızasıydı.
Evet;
Bir anne çocuğuyla geldi, bir lahmacun aldı ve poşete konulmasını istedi. O anlar kameraya yansıdı. Sonra görüntüler yayıldı. Ali Usta'nın verdiği cevap kimi çevrelerce sert bulundu.
Peki;
Bunun karşılığı, elli yıllık emeği paramparça etmek miydi?
Bir insanı dinlemeden.
Yarım asırlık geçmişine bakmadan...
Adana'nın simgesi hâline gelmiş bir esnafın tezgâhını dağıtmak mıydı belediyecilik?
Seyhan Belediyesi'nin yaptığı uygulama, vicdanlarda derin bir yara açmıştır.
Kanun uygulanacaksa elbette uygulansın.
Önce çağırırsınız.
Eksiklerini söylersiniz.
Süresini verirsiniz.
Sertifikası varsa incelersiniz.
Ödüllerine bakarsınız.
Yarım asırlık emeğine saygı duyarsınız.
Son çare olarak işlem yaparsınız.
Ama kameralar eşliğinde bir ustanın ekmek teknesini parçalamak.
Bunun adına hizmet denmez.
Bunun adına gönül kırmak denir.
Daha da düşündürücü olanı ise, yapılan bu müdahalenin sosyal medyada adeta bir başarı hikâyesi gibi paylaşılmasıdır.
Başarı; bir tezgâhı parçalamak değildir.
Başarı, elli yıllık bir değeri koruyarak sorun çözebilmektir.
Ali Usta bugün sadece bir lahmacuncu değildir.
O, Adana'nın yaşayan kültürüdür.
Şehrin belleğidir.
Çocukluğumuzun kokusudur.
Turistlerin fotoğraf çektiği, gurbetçilerin uğramadan şehirden ayrılmadığı bir simgedir.
Şehirler simgelerini yok ederek büyümez.
Onlara sahip çıkarak büyür.
Bugün parçalanan sadece birkaç branda değildir.
Kırılan, Adana'nın vicdanıdır.
Yıkılan, bir ustanın tezgâhı değil; yarım asırlık emeğe gösterilmesi gereken saygıdır.
Unutmayalım...
Bir şehrin gerçek zenginliği gökdelenleri değil, yaşayan değerleridir.
O değerleri incitmek kolaydır.
Ama bir daha aynı değeri yetiştirmek için belki de bir elli yıl daha gerekir.


YAZIYA YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.