1. YAZARLAR

  2. Hacı Hüseyin Kılınç

  3. Veyis Sami Türkmen’in Devrimci Mücadelesi
Hacı Hüseyin Kılınç

Hacı Hüseyin Kılınç

Avukat

Veyis Sami Türkmen’in Devrimci Mücadelesi

A+A-

Kişi kaderini çizer, tarihini kendisi yapar. Bu tarihin inişleri ve çıkışları olur. Hiçbir şey düz bir çizgide ilerleyemez. Kişinin tarihinin istikrarını sağlayan, kırılmaları ve geriye düşüşleri önleyen şey oluşturduğu sadakat nesneleridir. Eğer o nesneler insanı yücelten bir içeriğe sahipse hayat bir istikarara, bütünlüğe kavuşur. Sadakat ise 'olaya' bağlılık üzerine kurulur, inşa edilir. Çünkü bazı 'olaylar' yepyeni sadakat bağları oluşturur ve kişinin tüm yaşantısını bir istikamete oturtur. Veyis Sami Türkmen için sadakat ölen yoldaşlaradır. Behçet'e, Soner'e, Veli'ye ve unuttuklarımıza, aklımıza gelmeyenlere.

Veyis Sami Türkmen kendi tarihini kendisi yazdı, olaya sadakatten hiç vazgeçmedi. 75-80 arasındaki anti faşist mücadelenin en ön saflarında yer aldı. Sorumluluklarının farkına varıp, devrimci mücadeleye tam boy kendini bıraktığında daha 19'unda bile değildi. Devlet destekli sivil faşistler karşısında okulların güvenliğinin sağlanması, talebelerin güven içinde okula girip çıkabilmesi, mahallelerde yaşayan halkın her türlü ihtiyacının karşılanması ve kendi kendini yönetme yetisine sahip olması öncelikli görevlerdi. İşte bu yüzden bir köy aydını sayabileceğimiz bir babanın çocuğu olmasına, bu baba çocuklarını okutmak konusunda çok bilinçli ve hevesli olmasına karşılık Veyis okulu boşlayacak ve bir iç savaşın tekinsiz ortamında devrimci mücadeleyi seçecekti.

Seçiş o seçiş ve şimdilerde 70'in de olmasına rağmen tercihinden sapmadan aynı yolda yürümeye devam ediyor. Uğruna mücadele ettiği insanlar o daha yaşarken onu efsane düzeyine çıkarmıştı. Sırım gibi gözü kara bir adamdı. En ağır sorumlulukları üstlenmekten gocunmuyordu. Kavganın en önündeydi. Halkın yazdığı bir efsaneye layık olabilmek öyle kolay değildi. Niceleri yıldızın parladığı anlarda hareketin ittirmesiyle efsaneleşmiş, ama dalga geri çekildiğinde, ortalık süt liman olduğunda ve büyük bir gerici dalga devrimci atılımın yarattığı tüm değerleri silikleştirdiğinde tutunamamış, sağa sola savrulmuştu. Veyis yoldaş öylelerinden olmadı. Adına yazılan efsaneye sadık kaldı. Efsanesinin altında ezilmedi.

Bir Devrimci Yol militanı olarak başladığı devrimci mücadelesinde sürekli zor görevlere talip oldu. Mahalle sorumlulukları aldı. Faşist baskıların kırılmasında, halkın her tür ihtiyacının giderilmesinde, onbinlerin katıldığı korsan gösterilerin örgütlenmesinde, işkencecilerin yıldırılmasında gözünü budaktan esirgemedi. Halbuki böyle yapmayabilirdi. Köy aydını ve toprak ağası bir babanın çocuğu olarak düzene ayak uydurabilir, on bir yılını cezaevinde geçirmeyebilir, yeniden devrimci mücadeleye katılabilmek için sürekli cezaevinden kaçış planları yapmayabilirdi. Ama Veyis yoldaş için hayatın gayesi kavganın içinde olmak, yoksullar için dövüşmek demekti.

Çünkü daha gençliğinin en başlarında aileden öyle görmüştü. Aydın bir babanın yanında kitaplarla erken tanışmış, adaletsizliğin ve sömürünün farkına hemen varmış ve babasının çiftliğinde çalışan ırgatları babası olan ağalarına karşı örgütlemiş ve sınıf mücadelesindeki ilk zaferini öz babasına karşı kazanmıştı. Kişiliğin edinilmesinde babaya isyanı önemseyen Freud Veyis'in öyküsünü dinleseydi eğer bunu herhalde bir vaka olarak sunardı. Ama bu vaka yalnızca psikopatolojik değil toplumsaldı. Nail ağa en merhametli, en adil ağaydı, ama son tahlilde yine de bir ağaydı. Veyis yoldaş devlete isyana uzanan hayat öyküsünün en başında işe baba da temsil edilen düzene isyan ederek başlamıştı.

Veyis yoldaş hayatının her evresinde bir devrimci gibi yaşadı ve tavır aldı. Örneğin anılarda Devrimci Yol imzasını taşıyan Fatsa tecrübesi karşısında Demirel hükümetinin ilçeyi kuşatması karşısındaki geri çekilmeyi onaylamadığını ve bu geri çekilişin 12 Eylülcülerin özgüvenini yükselttiğini söylüyor. Yine Devrimci Yol hareketinin merkezi önderliğinin örgütsel savunmadan uzak durmasını eleştiriyor ve devrimci hareketin gerileyişinin momentumlarından görüyor. Dile kolay elli yıllık bir siyasal ömrü bir devrimci gibi yaşayabilmek ve edinilen deneyimi sürekli sizden sonrakilere aktarabilmek, ancak büyük devrimcilerin işidir. Veyis yoldaş öyle biri. Doğduğum köye komşu köyden olduğu ve baba dostları olduğumuz için bu efsaneyi daha çocukken biliyordum. Gericiler, faşistler onun adını işittiklerinde tedirgin olurdu. Dostuna ise güven verirdi. Bizim topraklardan da böyle devrimciler çıkmış diye gururlanırdık.

737758787-1646360526454624-2560971233808609776-n.jpg

Önceki ve Sonraki Yazılar