1. YAZARLAR

  2. Vedat Kahyalar

  3. Yeni yüzyılın eşiğinde mavi ve yeşil savaşlar
Vedat Kahyalar

Vedat Kahyalar

Yeni yüzyılın eşiğinde mavi ve yeşil savaşlar

A+A-

​Yüzyıllardır insanlık, gücü ve zenginliği hep aynı şeylerde aradı: Toprak, petrol, ticaret yolları, kıymetli madenler, inşaat, makine, silah ve şimdilerde teknolojinin can damarı olan nadir toprak elementleri. Ancak çok yakın bir gelecekte, insanlığın uğruna ordular seferber ettiği tüm bu "değerli" şeyler, hayatta kalmanın en yalın gerçeği karşısında önemini yitirecek.

 

İnsanlık tarihinin en eski, en temel ihtiyacı, geleceğin en büyük cephesi haline gelmek üzere: Erişilebilir temiz su ve sağlıklı gıda.

 

​Siyah altından mavi altına:

 

​Bugünün jeopolitik stratejileri petrol kuyuları ve enerji koridorları üzerine kurulmuş olabilir. Ancak sanayileşmiş kibrimizin unuttuğu bir gerçek var: Petrolsüz yaşayabiliriz, ama susuz yaşayamayız.

 

​Çarpık sanayileşmenin, çevreye saygısızlığın, madencilik tutkularının kuruttuğu nehir yatakları, kirlenen yer altı suları ve betonlaşma hırsıyla yok edilen tarım arazileri, küresel siyasetin yönünü tamamen değiştirecek.

 

Geleceğin haritaları petrol sınırlarına göre değil, su havzalarına ve verimli topraklara göre yeniden çizilecek. Bu durum, insanlık tarihinin görebileceği en büyük sosyolojik ve demografik kırılmaları da beraberinde getirecek.

 

​İklim Göçleri: Su kaynaklarını yitiren coğrafyalardan, nispeten daha şanslı bölgelere doğru milyonlarca insanı kapsayan devasa göç dalgaları başlayacak.

 

​Sınırların Yeniden Tanımlanması:

 

Uluslararası sınırları aşan nehirler (Fırat, Dicle, Nil, Ganj gibi) artık birer iş birliği alanı değil, ulusal güvenlik tehditlerinin merkez üssü haline gelecek.

 

​Gıdanın ve temiz suyun önemi kat kat artacak !

 

Ülkeler ürettikleri tarım ürünlerini ihraç etmek yerine kendi nüfuslarını beslemek için saklayacak, bu da küresel gıda krizlerini tetikleyecek.

 

​"Doğa, insanın bencil ihtiraslarına her zaman aynı sabırla yanıt vermez. İnsanlık adaleti, ahlakı ve inançları kendi çıkarları doğrultusunda tüketirken, doğanın terazisi her zaman sessizce çalışmaya devam eder."

 

​Kapitalizmin Kibri ve Doğanın Ağır Dersi

 

​Bu karanlık tablonun arkasında yatan asıl güç, kapitalist sistemin beslediği sınırsız büyüme arzusu, bencillik ve açgözlülüktür.

 

İnsanoğlu, yeryüzünün kaynaklarını hiç bitmeyecek birer tüketim malzemesi; adaleti, ahlakı ve maneviyatı ise bu sömürüyü meşrulaştıran birer araç olarak görme gafletine düştü. Doğayı tahakküm altına alabileceğini sanan bu kibirli yaklaşım, aslında kendi bindiği dalı kestiğini çok geç fark edecek.

 

​Doğa, insanlığa dinlerin, yasaların veya felsefelerin öğretemediği ahlaki dersi, çok daha sert ve amansız bir yolla, "yoklukla" hatırlatacak gibi görünüyor. 

 

Suyun bittiği, toprağın küstüğü yerde ne borsadaki hisselerin, ne devasa beton blokların ne de lüks yaşamların bir hükmü kalacak.

 

Görünüş, ünvan, statü, kasa...

Herşeyin önüne geçiyor günümüzde. Hemde sadece maddi dünyada değil manevi dünyada bile böyle.

 

Oysa güç, statü, etki sahibi olmak keyif verici bir üstünlük değil sorumluluktur.

 

Bugün bir türlü bitirilmeyen savaşların aslında bir sonraki aşamasında  anlattığımız sabepleri de ihtiva ettiği bir süre sonra ortaya çıkacaktır.

 

​İnsanlığın yok olmaması için çözüm: Ya adil paylaşım ya ortak yıkım

 

​Yaklaşan bu büyük krizden çıkışın tek yolu, kaynakların "kaba kuvvetle" gasp edilmesi değil, adil paylaşım ve küresel bir etik uyanıştır. Eğer insanlık bencil kibrinden sıyrılıp doğayla barışmayı ve elindekini adilce bölüşmeyi öğrenemezse, geleceğin savaşları sadece devletlerin değil, doğrudan insan neslinin kendi içindeki en büyük ve belki de son varoluş mücadelesi olacaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.