Bir direniş sembolü olarak Adanalı Cemil Baba
Cemil Kırbiçer, nam-ı diğer Cemil Baba.
Onu ilk önce sosyal medyada şarkı söylemeye çalışırken gördüm, gerçekten şarkı söylemeye çalışıyordu.
Şarkı söylemek için asgari şartların birinci maddesi konuşabilme yeteneğidir. Damağınızın ve dilinizin normal olması gerekir.
Cemil Baba’nın bu koşuldan yoksun olduğu şarkıyı dinlerken hemen göze çarpıyordu. Açık seçik, aleni, yoruma kapalı bir durum, konuşamıyordu.
Yorumları okudum, sosyal medya fenomeni olma yolunda izlediği yollardan geçerken milletin, dinleyicinin tavırlarının genelde alaycı, kimi zaman aşağılayıcı bir durum takındıklarını üzülerek gördüm.
O günden bugüne, yarım asra yakın yaşam sürem içerisinde, en çok saygı duyduğum insanlardan birisi Cemil Kırbiçer oldu.

Küçükken yaşamış olduğu damak hastalığı ve bir dizi ameliyatlardan sonra bırakın şarkı söylemeyi, karşısındaki insanla anlaşılabilir bir iletişim kurabilecek konuşma yeteneğinden yoksun olmasına rağmen klip çekip şarkı söylüyordu.
Benim için Cemil Baba çok büyük bir hikaye.
Yaşama tutunma, yaşamın kendisine kestiği faturayı kabul etmeme, yaşama rest çekme, direnme…
Türkçemizde bu başlık altında ne kadar cümle varsa Cemil Baba’nın bünyesinde gerçekleştirdiği olaya tekabül ediyor.
Konuşamıyor ama şarkı söylüyor. Cemil Baba, belli bir yaşta olduğu için kendi durumunun bizim toplumumuzda nasıl karşılanacağını da biliyor.
Açık konuşalım; bizim “kültürümüzde”noksan uzuvlarla dalga geçme ata sporudur. Meseleyi biraz daha deşelersek, hatta biraz daha ileri gidersek, bu durum aşağılanmaya neden olur.
Eli kesik olana çolak, engelliye kör, ayağından noksan olana topal, dil sorunu olana ahraz demez miyiz…?
Hele ruh sağlığı yerinde olmayan, sokakta zararsız gezen, “deli” diye tabir ettiğimiz insanlara neler yapmayız ki..?
Tüm bir Türk edebiyatını okuyun, yüzlerce örnek göreceksiniz. İnsanlara ait noksanlıklar, belli bir müddet sonra toplum tarafından aşağılamaya neden olur.

Cemil Baba, tüm bu olumsuzlukları aşarak, bunların hepsini, tek başına, yukarıda zikrettiğim kültüre meydan okuyarak aştı ve yaptı.
Yürüyüşünü sürdürüyor, tüm engeline rağmen şarkı söylemeye devam ediyor.
Geçen günlerde arkadaşımın iş yerinin açılışında bir çok fenomen gelmişti. Cemil Baba da gelecek deyince koşarak gittim.
Bir tespitimi daha yazmadan geçmeyeyim.
Toplumun engelli bireylere uygulamış olduğu tahkir ve aşağılama neticesinde engelli birey, bu durumu kanıksamak zorunda kalır,belli bir müddetden sonra, kendisiyle dalga geçenlerle aynı ahlâka dönüşür.
Cemil Baba ise, bu durumdan o kadar uzakki; efendi duruşu, terbiyeli üslubu, düzgün, kalender meşrep, derviş ahlakına sahip tertemiz bir kişilik olarak belirdi. Bu durum, açılışa özel, sanatçı politizmi ile alakalı değil, gerçekten organik bir durumdu.
Adana’nın son yıllardaki kazanımı nedir derseniz, Cemil Baba derim.
Boynuma borç olsun, Adana’dan Portreler Galerisinin üçüncü cildine Cemil babanın biyografisini de koyacağım.

