Gerçek Başarı Nedir?
Genç Kardeşim, Sana Bir Sorum Var...
Hayat hiç durmadan akıp gidiyor.
Sabah gözümüzü açıyor, okul, iş, arkadaşlar, telefon ekranı, sosyal medya, sınavlar, gelecek kaygısı derken bir gün daha bitiyor. Sonra bir gün daha... Bir bakmışız yıllar geçmiş.
Peki hiç kendine şu soruyu sordun mu?
"Ben gerçekten niçin yaşıyorum?"
İnsanlık tarihi boyunca sorulan en büyük soru budur. Bilim bize nasıl yaşadığımızı anlatabilir; fakat niçin yaşadığımızı söyleyemez. Para bize rahatlık sağlayabilir; ama huzuru satın alamaz. Şöhret alkış getirebilir; fakat kalpteki boşluğu dolduramaz.
Çünkü insan sadece etten ve kemikten oluşan bir beden değildir. Onun özünde, Allah'ın üflediği manevi bir emanet vardır.
İşte İslam, tam da bu noktada insana seslenir.
Sana önce kuralları değil, kim olduğunu öğretir.
Der ki:
"Sen başıboş bırakılmış bir varlık değilsin. Seni sonsuz ilim, kudret ve merhamet sahibi Allah yarattı. Hayatın bir anlamı, gelişinin bir hikmeti ve dönüşünün bir hesabı vardır."
Kur'an-ı Kerim şöyle buyurur:
"Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım." (Zâriyât, 51/56)
Buradaki kulluk, sadece namaz kılmak veya oruç tutmak değildir. Kulluk; dürüst olmak, adaletli davranmak, emanete sahip çıkmak, anne-babaya saygı göstermek, kul hakkından sakınmak, ilim öğrenmek ve yeryüzünü imar etmektir.
Yani İslam, hayatın tamamını güzelleştirmeyi hedefler.
Bugün dünya tarihinin belki de en gelişmiş teknolojilerine sahibiz.
Telefonlarımız akıllandı.
Arabalar sürücüsüz hale geliyor.
Yapay zekâ insan gibi konuşuyor.
Ama aynı dünyada yalnızlık, depresyon, madde bağımlılığı, intihar ve umutsuzluk da hızla artıyor.
Demek ki insanın problemi sadece teknoloji eksikliği değildir.
Asıl ihtiyaç, kalbin yönünü bulmasıdır.
Kur'an, insanı düşünmeye davet eder:
"Onlar Kur'an'ı gereği gibi düşünmüyorlar mı?" (Nisâ, 4/82)
Bir başka ayette ise:
"Akletmez misiniz?" diye sorar.
Bu sorular, İslam'ın aklı dışlayan değil; aklı çalıştıran bir din olduğunu gösterir.
Gerçek iman, körü körüne taklit değil; araştırarak, anlayarak ve kalben benimsemektir.
Sevgili genç kardeşim,
Belki bugün birçok insan sana mutluluğun adresini gösteriyor.
Kimisi daha fazla para kazanmanı...
Kimisi daha fazla eğlenmeni...
Kimisi daha fazla tüketmeni...
Kimisi ise sadece kendini düşünmeni tavsiye ediyor.
Fakat dikkat et...
Dünyada en çok tüketen toplumlar, her zaman en mutlu toplumlar değildir.
Çünkü mutluluk, sahip olduklarımızın çokluğunda değil; kalbimizin huzurunda saklıdır.
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav), insanlığa bunun en güzel örneğini göstermiştir.
O, yetime sahip çıkan bir merhamet insanıydı.
Komşusunun derdiyle dertlenen bir vicdandı.
Kendisine kötülük edenleri affedebilen büyük bir karakterdi.
Onun için Kur'an şöyle buyurur:
"Andolsun ki Allah'ın Resûlü'nde sizin için güzel bir örnek vardır." (Ahzâb, 33/21)
O, gençlere değer verdi.
Onların fikirlerini dinledi.
Onlara güven duydu.
İnsanları kırarak değil, gönüllerini kazanarak değiştirdi.
Bir hadis-i şerifinde şöyle buyurur:
"Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız; müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz." (Sahih-i Buhari ve Sahih-i Müslim)
İslam'ın davet yöntemi budur.
Sevdirerek...
Anlatarak...
Örnek olarak...
Çünkü güzel ahlak, en güçlü tebliğdir.
Bugün dünyanın en büyük ihtiyacı daha fazla bina yapmak değildir.
Daha fazla iyi insan yetiştirmektir.
Daha fazla dürüst insan...
Daha fazla adaletli yönetici...
Daha fazla vicdan sahibi bilim insanı...
Daha fazla merhametli doktor...
Daha fazla ahlaklı öğretmen...
İşte İslam, önce insan inşa eder.
İnsan düzelirse aile düzelir.
Aile düzelirse toplum düzelir.
Toplum düzelirse medeniyet yeniden ayağa kalkar.
Sevgili kardeşim,
Belki bugün bazı Müslümanların yanlışlarını görüyorsun.
Bu seni şaşırtmasın.
Bir doktorun hatası tıp ilmini yanlış yapmaz.
Bir hâkimin adaletsizliği hukuku ortadan kaldırmaz.
Bir Müslümanın hatası da İslam'ın kusuru değildir.
İslam'ı, onu eksik yaşayanlardan değil; Kur'an'dan ve Hz. Muhammed'in (sav) örnek hayatından öğren.
Çünkü din, insanların kusurlarıyla değil; Allah'ın vahyiyle anlaşılır.
Unutma...
Hayatta başarı önemlidir.
Ama karakter daha önemlidir.
Zenginlik güzeldir.
Ama helalinden kazanılmışsa...
Güç değerlidir.
Ama adaletle kullanılmışsa...
Bilgi kıymetlidir.
Ama hikmetle birleşmişse...
İnsan bedenini ekmekle doyurur.
Aklını bilgiyle geliştirir.
Fakat ruhunu ancak iman, ibadet ve güzel ahlakla besler.
Kur'an'ın şu çağrısı bugün de bütün gençlere yöneliktir:
"Ey iman edenler! Allah'ı çokça anın." (Ahzâb, 33/41)
Çünkü Allah'ı hatırlayan insan, kendini de unutmaz.
Ve son olarak şunu hiç aklından çıkarma:
Sen bu dünyaya sadece yaşamak için değil; iz bırakmak için geldin.
Arkana bırakacağın en büyük miras, servetin değil; dürüstlüğün, merhametin, adaletin ve güzel ahlakın olacaktır.
Rabbimiz Kur'an'da şöyle buyurur:
"Şüphesiz Allah, adaleti, iyiliği ve yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, kötülüğü ve azgınlığı yasaklar." (Nahl, 16/90)
Belki de bütün İslam'ı tek cümlede özetleyen çağrı budur.
Sevgili kardesim !
Şu anda, yaşadığımız süreçte dünyada olup bitenleri izle.
Neler oluyor, Hakk ne istiyor, küfür güçleri ne istiyor?
Emperyalizm, siyonizm, Evangelizm, satanizm, Epstein koalisyonu bir tarafta, gerçek ve samimi bir inanç ve davranışlarla dinine, vatanına sahip çıkan müslümanlar bambaşka bir tarafta.
Gazze'de neler oluyor?
Lubnan'da neler oluyor?
Suudi Amerika Yemen'e neden saldırıyor?
Amerika ve Epstein çetesi, neden İran'a Minab kentinde bir ilkokulu bombalayıp 168 çocuğu katledilen başladı?
Amerika,İsrail, Suud, Ürdün, Mısır...İran'dan, Hamas'tan, neden bu kadar korkuyor, nefret ediyorlar?
Sen ne taraftasın?
Bunun için ne yapıyorsun?
Çoğunluğun düştüğü haz, hız, hırs, biriktirme, cinsellik, bana ne bunlardan, bana ne ötekinin derdinden, mezhep, grup, parti ... ! hastalıklarına kapılma.
Unutma, duyarlılık, iyi ahlak ve vahdet cennetin yol işaretleridir
Allah'a kul ol...
İnsana faydalı ol...
Vicdanını koru...
Helâlden sapma...
Ve güzel ahlakınla yeryüzünü güzelleştir.
İşte gerçek başarı budur.


YAZIYA YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.