1. YAZARLAR

  2. Remzi Yıldırım

  3. Karanlık bir gecede yaşlandı
Remzi Yıldırım

Remzi Yıldırım

Gazeteci

Karanlık bir gecede yaşlandı

A+A-


Şafak henüz doğmamıştı.
Saatler, uykunun en savunmasız yerindeydi.
Gecenin kalbi yavaş atıyor, şehir derin bir sessizliğe emanet duruyordu.
Ve sonra…

Toprak, içindeki bütün acıyı aynı anda haykırdı.
Bir sarsıntı geçti yerin damarlarından.
Duvarlar dua etmeyi unuttu,
zaman yönünü kaybetti.
İnsanlar rüyalarından değil, hayattan uyandı.
Karanlık, bir gecede yaşlandı..!

İlk düdük sesi düştü boşluğa.
İnce, keskin, çaresiz…

Bir çocuğun adını arar gibiydi.
Ardından çığlıklar yükseldi;
betonun, demirin, gecenin içinden.
Enkazlar konuşuyordu artık.

Her taşın altında yarım kalmış bir cümle vardı.

“Kimse yok mu?”

Bu cümle, soğuğa karşı titreyen bir umut gibi
arama kurtarma ekiplerinin dudaklarında
binlerce kez tekrarlandı.
Her defasında başka bir enkaza,
her defasında başka bir kalbe çarptı.

Cep telefonları sessizdeydi,
ama yeryüzü sessizde değildi.
Bildirim gelmedi,
ama acı durmaksızın titreşti.
Bu toprak titreyince,
koca binalar insanlara kabir oldu.

Yataklar yarım kaldı,
kahvaltılar hiç kurulmadı,
vedalar söylenemedi.
Bir şehir dizlerinin üzerine çöktü.
Bir anne, sesini duvara bıraktı.
Bir baba, enkazdan umut çıkarmaya çalıştı.
Bir çocuk, karanlıkta büyüdü.
Ve bir ülke, aynı anda nefesini tuttu.
Sonra sessizlik geldi.

Ama bu, bitmişliğin sessizliği değildi.
Bu; dinleyenlerin sessizliğiydi.
Düdüklerin yankısını bekleyen,
bir nefes, bir ses, bir parmak hareketi arayan
sessiz bir direnişti bu.

Eller enkazdaydı,
kalpler birbirindeydi.
Soğuk iliklere işlerken,
insanlık ateş yakmayı hatırladı.
Paylaşılan bir battaniye,
tutulan bir el,
gecenin ortasında edilen bir dua
hayata tutunmanın adı oldu.

6 Şubat sarstı.
Sadece yeri değil;
hafızayı, vicdanı,
“bize bir şey olmaz” diyen tüm cümleleri.

Ve bize şunu bıraktı:
Unutmanın yasak olduğu bir acı,
susmanın yakışmaz hali olduğu bir hatıra,
birbirine tutunmadan yaşanamayacak kadar kırılgan bir hayat.

Düdük sustu belki…
Ama sesi hâlâ kulaklarımızda.
Çünkü bazı sesler
toprağın altından değil,
insanın içinden gelir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.