Nato Zirvesinin Ardından (4)
Clinton dönemi sona erdiğinde Nato eski Varşova paktı üyelerinin büyük bölümünü yutmuş ve içine almıştı. Bu ülkelerin orduları dönüştürülüyor, savaş aygıtları ittifak ile uyumlu hale getiriliyordu. Çünkü ittifak kolektif bir 'savunma' teşkilatı olarak tanımlandığı için orduların Nato doktrini ile eşgüdümlü hale getirilmesi zorunluluğu vardı.
İttifak kuruluş mantığı gereği kolektif bir savunma konseptine sahipti. Kuruluş senedinin meşhur 5.maddesi gereği ittifakın bir üyesine yapılan saldırı tamamına yapılmış sayılıyordu. Kararlar oybirliği ile alınıyordu. Karar mekanizmasının oybirliğine dayalı olması ittifakın işleyişini hantallaştırıyordu. Ancak bu yazı dizisinde ısrarla vurgulamaya çalıştığımız gibi Nato yalnızca bir askeri savunma ittifakı değil emperyalizmin kolektif çıkarlarını da güvenceye alan bir siyasal organizasyondu. O nedenlerle kolektif savunma ile kararların oybirliği ile alınması kağıt üzerindeydi.
Emperyalizm doğası gereği hiyararşik bir sistemdi ve bu sistemin kumandası ikinci savaş sonrasında ABD'nin eline geçmişti. ABD ittifakın en büyük ordusuna sahipti. Yine ABD savaş makinası ittifakın diğer üyeleri karşısında açık bir üstünlüğe sahipti. Askeri gücünün verdiği üstünlük ile ABD Nato'nun karar mekanizmalarında büyük bir etkiye sahipti. En büyük orduya sahip olmak, savaş teknolojisinde elde ettiği açık üstünlük ve bütçeden diğer ülkelere göre daha fazla kaynak ayırmak ittifakı ABD stratejilerine bağımlı hale getirmişti.
Kapitalizmi aşan bir düzen olarak komünizmin varlığı ittifak içindeki sorunları minimize etmişti. Avrupa içinde özerklik arayışına giren tek ülke Fransa olmuştu. Fransızlar iki savaşta da galip gelen ittifakların içinde olmuşlar, fakat dünya siyasetindeki ağırlıkları sınırlı olmuştu. Fakat ulusal gururları gereği Avrupa'daki ABD etkisinden en fazla Fransa rahatsız oluyordu. Bu rahatsızlık De Gaulle döneminde Fransa'yı Nato'nun askeri kanadının dışına çıkaracaktı. Yine Yunanistan Albaylar Cuntası döneminde ittifaktan çıkmış ve dönüşü için engeller çıkaran Türkiye'nin kararı 12 Eylül sonrasında değişmişti.
Soğuk savaşın sona ermesi ile birlikte ittifak için birinci tehdit olarak algılanan bir konvansiyonel savaş ihtimali ortadan kalkmıştı.
Avrupa'da ittifak üyesi olmayan çok az ülke kalmıştı. Nato'nun genişlemesi Avrupa Birliği'nden çok daha hızlı olmuştu. 11 Eylül ile birlikte dünya yeni bir döneme girdi. Tehdit artık Doğu'dan başka bir sistemden gelmiyordu. Tehdit artık çok daha içerden ve hibrit bir karaktere sahipti. ABD milenyumun başlamasıyla birlikte emperyalizmin kolektif sözcüsü gibi değil tek yanlı buyurgan bir güç olan İmparatorluk refleksleriyle hareket etmeye başlamıştı. Yeni tehdit Batı medeniyetinin ötekisi olarak işaretlenen İslam'ın içinden geliyordu.
Sistemsel tehdit yerini medeniyetler arasındaki çatışmalara bırakmıştı. Bunların içinden İslam en somut, en reel olanıydı. 'İslamcı terörizm' devlet dışı bir organizasyon olmakla birlikte ABD'nin şer ekseni ilan ettiği ülkelerin bazısı bunlar için doğal üreme imkanı sunuyordu. Bunların en başında Afganistan geliyordu. Afganistan'ın işgali, Libya'ya müdahale Nato 2.00 olarak kodlanan sürecin kuruluş momentleriydi. İttifak tarihinde ilk defa Avrupa'nın dışına çıkıyor ve ittifakın savaş makinası Afganistan ve Libya'nın üzerine çöküyordu.
Nato artık askeri konseptini konvansiyonel bir savaşa göre değil terörizm olarak nitelendirdiği faaliyetlere göre ayarlıyordu. Batı medeniyetine düşman terörizmin imhası, devlet yapılarının çökmeye başlamasıyla ortaya çıkan semptomlar, ama özellikle düzensiz göçün yaratacağı istikrarsızlık ittifakın yeni meşguliyetiydi. Savaşın doğası değiştiğinden kendini konvansiyonel savaşa göre ayarlamış ittifakın askeri konseptinin ve kabiliyetlerinin de değişmesi gerekiyordu. Büyük ve düzenli kara birliklerinin yerine daha hareketli, yalnızca savaş kabiliyeti olan değil düzen inşa edecek bir askeri konsepte ihtiyaç vardı. Sistemsel sorunlar çağı kapanmış küreselleşme ile birlikte başlayan devlet krizleri büyük bir meşruiyet krizine dönüşerek önceden tahmin edilemeyecek sorunları ortaya çıkarmıştı.

