1. YAZARLAR

  2. Yaşar Erkmen

  3. “KİRVEM ADANALIYIM!..”
Yaşar Erkmen

Yaşar Erkmen

“KİRVEM ADANALIYIM!..”

A+A-

“Yurt özgürlük ağacı,
Ben özgürlük dalıyım.
Çağların Seyhan’daki
Nice yıllık salıyım.
Kirvem Adanalıyım!..

Bir avuç yıldızım var,
Geleceğin falıyım.
Ben yediden yetmişe
Kurtuluş masalıyım.
Kirvem Adanalıyım!..”

whatsapp-image-2026-04-06-at-14-56-22.jpeg

Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın yazdığı, Özgür Sarıçam’ın göğsümüzü kabartan güzel bestesini mırıldanarak yürüyordum etkinliğin yapılacağı mekâna doğru. 

Çifte Minareli Cami’yi görünce bu kez de "Adanalıyık, Allah'ın adamıyık!" sözü yapıştı dilime. Bu söz günümüzde de Adanalılar arasında sıklıkla kullanılmaktadır.  

whatsapp-image-2026-04-06-at-14-56-24.jpeg

Bu sözün öyküsü, I. Dünya Savaşı sırasında Çanakkale Cephesi'ne dayanıyor. Adanalı askerler, Çanakkale'de gösterdikleri olağanüstü kahramanlıkla tarihe geçerken özellikle Adanalı askerlerin Adana Bayırı'nda yaptıkları fedakârlıklar, düşman güçlerini hayrete düşürür. Rivayete göre, Adanalı askerler Çanakkale'de düşman hatlarına yaptığı başarılı baskınlarla tanınıyordu. Bu başarıları sayesinde düşman askerleri arasında korku salmışlardı. Hatta bazı kaynaklara göre, düşman askerleri, Adanalıların bulunduğu bölgelere yaklaşmaktan çekinerek "Orası Tanrı'nın adamlarının (godmen) olduğu yer, sakın yaklaşmayın!" şeklinde uyarılarda bulundukları için bu söz yaygınlaşmıştır. 

Bugünlerde Adana’nın her köşesi kültür sanat merkezi gibi. Etkinlikten geçilmiyor. 1 Nisan’da başlayan 14. Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalında parklar, bahçeler, caddeler, sokaklar, salonlar, hatta kahvehaneler bile etkinlik mekânlarına dönüşmüş durumda. 

whatsapp-image-2026-04-06-at-14-56-24-1.jpeg

“Amma da abarttın sen de!..” diyorsanız, anlatayım:

3 Nisan Cuma günü Dr. Murat Baycanlar’la karşılaştık. “Bir Yazar, Bir Mahalle, Bir Fabrika” etkinliğinden söz etti. Yazarımız Orhan Kemal, mahallemiz Döşeme, fabrikamız da Millî Mensucat olunca benim de söyleyecek sözüm olacaktı elbette. Çünkü Millî Mensucat’ın lojmanlarında bir süre oturmuş, o tarihî bölgenin havasını solumuştum. Murat Bey, o günleri anlatmamı rica edince ben de etkinliğe dâhil oldum. Pazar günü saat 10.30’da başlayacak olan, şimdi müzeye dönüşen Millî Mensucat’ın karşısındaki tarihî Bilcan Kıraathanesinin yolunu tuttum. 

Orhan Kemal’in ve romanlarındaki kahramanlarının yaşadığı mekânlarda onları sevgiyle, saygıyla, minnetle andık. Etkinlikte kimler yoktu ki! Çukurova Üniversitesinden akademisyenler, öğrenciler, Adanalı şairler, yazarlar, öğretmenler, mahalle sakinleri… Kahvehane sahibinin anlattıkları da ilgiyle dinlendi. Mahallenin muhtarı, kahvehanenin arkasındaki sokakları gezdirirken viraneye dönmüş binalar, fabrikalar hakkında bilgi verdi. Kimi yanmış yıkılmış, kimi sıvasız, boyasız kalmış bu binalar sanki ziyaretimizden mutlu olmuşlardı. Güçleri yetse kapılarını, pencerelerini açıp bizleri içeriye buyur edecek, yaşadıkları mutlu günleri anlatacak gibiydiler. Yıkık dökük bir şarap fabrikasını da gezdikten sonra hüzünlü anıları yüklenip ayrıldık bu tarihî mekândan. 

whatsapp-image-2026-04-06-at-14-56-26.jpeg

Bir insan bir yeri ne zaman yurt olarak benimser ve oraya vatanım der? Bu konudaki düşüncelerimi ilk kitabım Eğlenceli Yoksulluğumuz Çukurova’nın 155. sayfasında şu şekilde yazmıştım:

 “Köyümüzde olduğu gibi Sarıkemer’de de göçmen olmayanlara kız verme konusunda bir gönülsüzlük vardı o yıllarda. Bir göçmen kızla bir yerli erkeğin, düğün dernekle evliliğine o güne kadar ben tanık olmamıştım. 

Bu konuyu, kendimizi onların yerine koyarak biraz anlayabiliriz. İnsanoğlu bilmediği, tanımadığı yere, kişiye güven duymaz. Hrant Dink’in dediği gibi bu durumdaki insanlar, ‘bir güvercin tedirginliği’ içerisindedir. Bir kişinin bir yere vatanım, toprağım diyebilmesi için orayı yurt olarak benimsemesi gerekir. Bunun için de orada doğması, orada sevdiklerini gömmesi; orayı, yani toprağını canı pahasına savunması, canından aziz bilmesi gerekir. Vizontele filmindeki Belediye Başkanı’nın sözlerini hatırlayın: ‘İnsan memleketini niye sever? Orada doğduğu için sever. Orada anıları olduğu için orası dünyanın en güzel memleketidir.’ der.”

Bütün bunlardan sonra da göğsümüzü gere gere, gururla ve onurla, “Kirvem Adanalıyım, kirvem Adanalıyım!..” ya da “Adanalıyık, Allah’ın adamıyık!..” diye bağırabiliriz artık. 

 

whatsapp-image-2026-04-06-at-14-56-25.jpeg

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.